Çocuklar doğaya sonradan yaklaşmaz; aslında onun bir parçası olarak dünyaya gelirler. Ancak modern yaşam, bu bağı çoğu zaman görünmez kılar. Toprağa dokunmadan büyüyen bir çocuk, yalnızca bir deneyimi değil; bir aidiyet duygusunu da kaçırabilir.
Organik tarımı yaşam biçimine dönüştüren, doğayı merkezine alan çocuk kitapları yazan ve üretimi anneliğinin doğal bir uzantısı olarak gören bir kadınla; sevgili Merve Tüfekçi Emre ile çocukların doğayla kurduğu ilişkinin neden bu kadar belirleyici olduğunu konuştuk.
Hayatın Parçaları ve Ortak Değer
Reyhan Saylam Akça: İki çocuk annesi olmak, Şifa Köyü projesini hayata geçirmek, şifa enerjileriyle yaptığınız çalışmalar ve artık çocuk kitapları yazan bir kadın olarak; hayatınızın tüm bu parçaları birbirine nasıl bağlanıyor? Sizi siz yapan ortak değer nedir?
Merve Tüfekçi Emre:
İki çocuk annesi olmak, Şifa Köyü’nü kurmak, şifa enerjileriyle çalışmak ve çocuk kitapları yazmak… Bunların hepsi aslında aynı kökten besleniyor.
Benim için hepsinin ortak noktasında değer yaratarak üretmek, hayatı daha bilinçli, daha doğal ve daha sevgi dolu yaşamak var.
Şifa Köyü doğayla kurduğum bağın bir yansıması. Çocuklarım Barış ve Güneş ise bana hayatın en güzel hediyeleri ve öğretmenleri. Yazdığım kitaplar da bu deneyimleri başka çocuklarla paylaşma isteğinden doğdu.
Beni ben yapan değer ise sanırım şu: Hayata ve insanlığa sürdürülebilir değerler katarak doğayla uyum içinde, sevgi ve farkındalıkla yaşamak.
2. Çocukların Doğayla Bağ Kurması
RSA: Çocukların doğayla dost olması gerektiğini sıkça vurguluyorsunuz. Sizce bir çocuk doğayla bağ kurduğunda içinde tam olarak ne değişir?
MTE:
Bir çocuk doğayla bağ kurduğunda aslında sadece dış dünyayı değil kendi iç dünyasını da keşfetmeye başlar.
Toprağa dokunan bir çocuk sabrı öğrenir.
Bir tohumun büyümesini izleyen çocuk hayatın ritmini anlar.
Hayvanlarla vakit geçiren çocuk şefkati hisseder.
Doğa çocukların içinde zaten var olan denge, merak ve canlılığı yeniden uyandırır.
3. Şehir Hayatı ve Doğaya Erişim
RSA: Günümüzde birçok ebeveyn “Doğaya erişim zor, şehir hayatı buna izin vermiyor” diyor. Sizce gerçekten erişim mi zor, yoksa doğayı yeniden fark etmek için biraz niyet ve dikkat mi gerekiyor? Aileler nereden başlamalı?
MTE:
Bence mesele çoğu zaman erişim değil, niyet.
Evet şehir hayatı yoğun ama doğa bazen bir parkta, bazen bir ağaçta, bazen balkondaki küçük bir saksıda bile karşımıza çıkabilir.
Aileler için başlangıç çok basit olabilir:
- Birlikte tohum ekmek
- Çocukların çıplak ayakla toprağa basmasına izin vermek
- Bir ağacı gözlemlemek
- Pazardan alınan sebzelerin nasıl büyüdüğünü konuşmak
Doğayı hayatımıza almak için büyük adımlar değil, küçük ama bilinçli anlar yeterli bence.
4. Şifa Köyü’nün Çocuklar Üzerindeki Etkisi
RSA: Şifa Köyü, çocuklarınızın büyüme sürecini nasıl etkiledi? Onlarda en çok hangi yönlerin filizlendiğini gördünüz?
MTE:
Şifa Köyü çocuklarım için adeta yaşayan bir okul.
Çok mutluyum ki; Barış ve Güneş büyürken doğayla, hayvanlarla ve üretimle iç içeler.
Onlarda en çok gördüğüm şeyler:
- Merak
- Sorumluluk duygusu
- Şefkat
Bir sebzeyi dalından koparmak, hayvanları beslemek, tohum ekmek… Bunlar çocukların iç dünyasında çok güçlü kökler oluşturuyor.
5. Enerjisel Farkındalık ve Anneliğe Yansıması
RSA: Şifa enerjileriyle çalışmanız anneliğinize nasıl yansıyor? Çocuk büyütürken enerjisel farkındalık neden önemli olabilir?
MTE:
Şifa enerjileriyle çalışmak anneliğime büyük bir farkındalık kattı.
Çocuklar sadece söylediklerimizi değil, enerjimizi de hissederler.
Anne olarak sakin, merkezde ve sevgi dolu olduğumuzda çocuklar da kendilerini daha güvende hisseder.
Enerjisel farkındalık aslında bize şunu hatırlatıyor: Çocuk yetiştirmek sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal ve enerjisel bir süreçtir. Bu yüzden bireysel enerjimizin farkında olmak, kişisel gelişimimiz üzerinde sürekli çalışmak, hem kendimizin hem de çocuklarımızın gelişimine büyük katkı sağlar.
6. Günlük Hayat ve Doğa Bağı
RSA: Kitaplarınızda Barış ve Güneş’in doğayla kurduğu bağ, yalnızca açık alan maceralarıyla değil; mutfakta birlikte üretme, paylaşma ve iş bölümü gibi günlük hayatın içindeki değerlerle de şekilleniyor. Bu bütüncül anlatımla çocukların dünyasında nasıl bir iz bırakmayı hedefliyorsunuz?
MTE:
Ben doğayla bağın sadece tarlada koşmak ya da ağaçlara tırmanmak olmadığını düşünüyorum. Doğa aslında hayatın her anında bizimle.
Bir sebzeyi birlikte yıkamak, mutfakta bir yemek hazırlamak, hasat edilen ürünleri paylaşmak… Bunların hepsi doğayla kurulan bağın parçaları.
Kitaplarımda çocukların şunu hissetmesini istiyorum: Üretmek, paylaşmak ve birlikte yapmak çok kıymetli.
Barış ve Güneş’in hikâyeleri aracılığıyla çocuklara küçük yaşta şu duyguyu aktarmayı hedefliyorum: Toprakla kurduğumuz ilişki sadece beslenmemizi değil, aynı zamanda kalbimizi, aile bağlarımızı ve hayatla olan ilişkimizi de besler.
7. Doğa ve Dijital Dünyada İç Denge
RSA: Bugünün çocukları hızlı, dijital ve yoğun bir dünyada büyüyor. Sizce doğa onların iç dengesini nasıl koruyabilir?
MTE:
Bugünün dünyası çok hızlı. Çocukların zihni sürekli uyarılıyor. Doğa ise bunun tam tersini sunuyor: yavaşlık ve denge.
Bir ağacı izlemek, toprağa dokunmak, rüzgarı hissetmek… Bunlar çocukların sinir sistemini sakinleştirir ve iç dengelerini korumalarına yardımcı olur.
Doğa çocuklar için aslında en eski ve en güçlü iyileştirici öğretmenlerden biridir.
8. Anneler İçin Tek Cümlelik Davet
RSA: Sizi dinleyen annelere tek bir cümlelik bir davet yapacak olsanız, bu ne olurdu?
MTE:
“Çocuklarınıza verebileceğiniz en güzel hediyelerden biri doğayla bağ kurmalarını sağlamaktır; çünkü doğa onların en kadim dostu, öğretmeni, ve en büyük şifacısıdır.”
Kapanış
Belki de çocuklara bırakabileceğimiz en büyük miras; onlara doğayı öğretmek değil, doğaya ait olduklarını hatırlatmak. Toprağa değen her küçük el, aslında kendi köklerine de dokunur.
Merve Tüfekçi Emre’yi tanıyalım:
Merhaba,
Ben Merve Tüfekçi Emre; kişisel ve ruhsal gelişim uzmanı, yaşam koçu ve enerji mentoruyum. Eğitim hayatım boyunca insanın potansiyelini keşfetme ve içsel dönüşüm alanlarına duyduğum ilgiyi derinleştirmek için çeşitli disiplinlerde kendimi geliştirdim. NLP (Nöro-Linguistik Programlama), yaşam koçluğu, meditasyon, enerji teknikleri, evrensel şifa yöntemleri, dans, tasarım ve farkındalık çalışmalarıyla başlayan yolculuğum, yıllar içinde bir yaşam felsefesine dönüştü.
Eğitimlerim ve çalışmalarım sayesinde bireysel dönüşümün yanı sıra doğayla uyum içinde bir yaşam yaratmanın ve gerçek, temiz ve organik gıdalarla beslenmenin önemini keşfettim. Bu vizyon doğrultusunda, organik tarım ve permakültür alanında uzmanlaştım ve bu bilgi birikimini Şifa Köyü projemde hayata geçirdim.
Şifa sanatı tablolarım ve doğal mum tasarımlarım aracılığıyla bireylerin fiziksel, zihinsel ve ruhsal dengelerini bulmalarına yardımcı oluyorum. Hayatımın en kıymetli parçalarından biri, iki çocuğumla birlikte sevgi ve farkındalık dolu bir yaşam inşa etmek. Anne olmak, bana hem yaşamı hem de insan olmanın derinliklerini yeniden keşfetme fırsatı sundu.
Kendi yolculuğumda öğrendiklerimi paylaşmak, insanların kendi ışıklarını ve yaşam amaçlarını bulmalarına rehberlik etmek benim için bir yaşam misyonu. Her bireyin kendi benzersiz yolculuğunu şekillendirme gücüne sahip olduğuna inanıyorum ve bu süreçte onlara destek olmaktan mutluluk duyuyorum.
Daha ayrıntılı özgeçmişim için: https://mervetufekci.com/hakkinda/
Merve Tüfekçi Emre Instagram
Şifa Köyü Kitapları için Instagram


